cuma niyazında zeytinburnu’nda toplanıyoruz
sirkeci’ye kadar trenlerden sarkıyoruz
vapurları boyuyoruz eminönü’nde bazan yeşil bazan siyaha
çalan bir kedinin elinden tutuyoruz kız kulesi açıklarında
senelerce boğuluyoruz birkaç saniye surmuş zaman
gözlerimiz açılınca gece, kapanınca çimen caddelere dizik
kargalar leş şehri yemiş
içim buğulanıyor kaç kaburgam kırık nasıl da su toplamış ayaklarım
yoksa uçmuyor muyduk yaprak çiziyorken kamışlara
her cumartesi ayazında taksim’den toplanıyoruz
trt binasına kadar bozuk çekiyoruz, karlı ekran
sonra birden görüntü berraklaşıyor amirim net
bütün karakol diplerine kamera kurulacak,
yayın emniyet.net’den
kuşdili mezarına araba dökmüşler
şu yoğurtçu’yu yımyımlasakta mı saklasak
bütün çocuk karakolları kreş, kadıköy belediyesi lunapark olacak!
her pazar hipodromda coplanıyoruz
ölülerimizi gömüyoruz doğduğumuz yere.
uzaya kadar minibüsle ayakta gidiyoruz
yıldızları soyuyoruz
susan bir kedinin tırnaklarını görüyoruz karaya vurduğumuzda
gözlerimiz bir açılıp bir kapanıyor
son kumsal da yitirilmiş
her pazartesi vergi dairesinde uyanıyoruz.
bir kahve daha içiyoruz olağana karşı bir doz daha cinayet
bir poz daha öğle molası bir koz daha ihale
suç aletimiz kravat, koltukaltlarımız leş para kokusu
bir karga yanaşıyor korkuluğumuza
bir yorgunluk birası daha yımyımlıyoruz
bir toz bezi, biraz arap sabunuyla salıya uyuyoruz
gözlerimiz bir kapanıp bir açılıyor arap kağıdından jokerler yaparken
son kumsalda yitirilmişiz
her salıyı, çarşambayı ve perşembeyi unutuyorsun
cuma niyazından çıkıp aramıza karışıyorsun
omzunuza çarpıyorum yolda yürürken
ezilen bir kedinin ardından ağlıyorsun açık tribün arkasında
maçtan önce bağırıyorum maçtan sonra sesimiz kısık
duvarlara yazıyorum:
stadyumlar, kerhaneler, bisikletler, birahaneler beleş olacak!
anlamıyorlar,
yımyımsak bir bildiğimiz var
müslüm çizmeci
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder