8 Ekim 2015 Perşembe

Suya İnanır, Ayakkabı Giyer, Yalnız Konmuş Bir Ağaca Aşıktır

üç hikaye birden dinledik bugün,
birincisi ölmüş,
daha doğrusu artık öldüğüne karar verilmiş insanlar tarafından,
bir ayakkabının hikayesiydi.
ikincisi yapayalnız bırakılmış,
daha doğrusu güzel bir yanlışlıkla sağ bırakılmış;
evlerin, yolların, duvarların ortasında çınar diye bilinen,
oysa ölü dostlarının büyü diye büyüttüğü,
bir ağacın hikayesiydi.
üçüncüsü işi gücü hikaye öğrenmek,
daha doğrusu hikaye uydurup üç kişi görse hemen anlatmak olan,
biraz yerden biraz gökten kaçırılmış gözleri ve elleriyle kendine koyulan,
bir adamın hikayesiydi.

ayakkabı bildiğimiz ayakkabı işte,
insan bencilliği devamı eskimiş yüzüne artık bakılmayan
önce hikaye düşmanları
sonra hikaye uydurucular giyer cinsten ayakkabı
dalları çatılardan kaçan çınarın dibine
artık yemekler, naylon torbalarla
büyü diye büyütülenin dibine bırakılmış

büyü önceleri çay içilen gölgesinde
rüzgar ve işsiz uğrağı
sonraları işsizlerin ve gölgelerin öldüğünün şahidi
uzun ironisinde alır verir insanın çömelip rüzgârlığa yalvardığı
büyü seslerin dönüp kendine kırıldığı...

kırık her sesten tanınmaz yaşarlıkları bilen adamın
yaşamak için saklandığı boya sandığının ardından
orta yere kurulmuş çaresiz büyüyü gözlediği...

çekilmiş suyun kumu mu?
yağmış suyun seli mi?
akan suyun feri mi?
hangisinden gelmişse geri gitmek için
son kez ayakkabılarını temizlediği...



deniz karanfil

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder