1 Kasım 2015 Pazar

“KONULARA CİNSEL YAKLAŞIM” / Umut Şah

İnsanlara “Sizin için cinsel yönelim ne anlama gelmektedir? Cinsel yönelim ne demektir?” diye sorduk. İşte bazı yanıtlar… (E: Erkek, K: Kadın)

E: Konulara cinsel yaklaşım.
E: Evlendiğim kişiye helal dairede ilgi duymamdır.
E: Cinselliğin ayak altına alınması. Cinselliğin yaşanmaması.
K: Cinsel yönelim kişinin kendisine çekici gelen cinsiyete yönelmesidir.
E: İnsanın cinsel açıdan yakın bulduğu ayrıca arzunun devreye girdiği yönelimdir.
E: Cinsel yönelim, cinsellik adı verilen eylemin herhangi bir cinsiyete (karşı ya da hemcinslerine) yönelimidir.
E: Karşı cinse karşı yönelimdir.
E: Kızlara yönelim.
E: Cinsel yönelim organizmanın içgüdüleriyle karşı cinsle ilişki kurmak istemesidir.
K: Erkek.
E: Bireyin cinsel olarak herhangi bir şeye yönelmesidir.
E: Cinsel birliktelik için yönelim.
K: Cinsel olarak bir kişiye ilgi duymaktır.
E: Kişinin cinsel isteklerini kendi isteğine göre yönlendirmesine cinsel yönelim denir.
E: Karşı cins veya kendi cinsinden hoşlanma ya da ilgi duyma.
K: Cinsel eğilim.
E: Kişinin cinsel ilgisinin cinslere yönelimi. Kişinin kendini tanımlamada kullandığı cinslere özgü yönelimler.
E: Hangi cinslere ilgi duyduğudur.
K: Kişilerin seksüel ilgilerine göre sınıflandırılması anlamını çağrıştırır, esas olan seksüel veya aseksüel olmaktır. Cinsel yönelim, kişilerin seksüel ilgilerinin hangi cins veya cinslere yönelik olduğuyla ilgilidir.
E: Bay ve bayanın birbirlerine karşı duyduğu güdü.
E: Hormonların etkisiyle karşı cinse ilginin artması.
E: Cinsel olarak arzuladığımız birey ve bu bireyin cinsiyeti.
K: Her sağlıklı gencin belli bir yaşa geldikten sonra yaşaması gereken insani bir faaliyettir.
E: İki karşı cinsin birleşime geçmesi.
K: Kişinin cinsel olarak bir kişi ya da nesneye karşı duyduğu cinsel istek demektir. Bu kişinin karşı cinsi, hemcinsi ya da herhangi bir nesne olabilir. Bu şeylere yönelik fiziksel olarak uyarılması sonucu o şeye yönelik cinsel isteklerde bulunması, uyarılması.
E: Bana göre cinsel yönelim, karşı cinse olan şehvet ve arzu duymamıza sebep olan yönelimdir.
K: Eğilim (karşı cinse).
K: Benim için cinsel yönelim bir erkeğe ilgi duymaktır.
E: Her insanın en temel ihtiyacıdır. Mutlaka olması gerekir.
E: Ben bu kavramı duyduğumda aklıma cinsel ilişki gelmektedir. Bana göre bu kavram iki kişinin bedenen birbirine yaklaşması anlamına gelmektedir. Cinsel yönelim = seks.
E: Vücudun cinsel yönde ürettiği hormonların giderilmesi.
K: Cinsellik kurabileceğimiz, seks yaşayabileceğimiz kişi ve cinsiyeti.
K: Cinsel güdülerin doyurulması amacıyla ortaya çıkan eğilimlerdir.
K: Doğuştan gelen bir güdü. Tanrının insanlara verdiği bir özelliktir. Kadının erkeğe, erkeğin kadına yönelmesi.
E: Canlıların karşı cinse gösterdikleri ihtiyaç…
K: Cinsel yönelim, cinsel tercihi demektir kişinin. Örneğin kişinin cinsel tercihi, yönelimi homoseksüel olabilir, lezbiyen olabilir, sadist olabilir, mazoşist olabilir. Cinsellikteki tercihleridir.
K: Cinsel yönelim kavramı bireylerin üreme, soyunu devam ettirme ve haz alma bakımlarından yapacağı seçimleri belirlemesinde yardımcı olur.
E: İnsan olgunlaştıkça bazı ihtiyaçları da artıyor, bunun içinde cinsellik de var. Cinsel yönelim de insan hangi cinsi seçeceğini belirler.
K: İnsan doğası gereği sevmek ve sevilmek ister. Bu yüzden de kendi cinsine, diğer cinse, hepsine, birine ilgi duyar. Yani seçimidir. (cinsel seçimi)
E: Bireyin cinsi duygularla seçtiği taraf, tercih ettiği seksüel alandır.
K: Kişilerin cinsel obje olarak kimi tercih ettiklerine dayalı bir kavramdır.
E: Kişinin doğuştan gelen, genetik kaynaklı yönelimi.
E: Kişinin seçmediği (doğuştan gelen) bir durumdur.
K: İnsanın cinsel olarak hangi cinsi çekici bulduğu anlamına gelir. Doğuştan hormonların etkisiyle olduğu gibi çocukluk travmalarının da bunda etkisi olabilir.
E: İyi ya da kötü yönde şöyle özetlersek baskı altında cinselliği içerde yaşamak ve baskı altına almadan dışarıya aksettirerek yaşamak.
E: Cinselliğe ilgi duymak. Hangi tür insana ihtiyaç ilgi duyduğu…
K: Cinsel yönelim ilişki yaşamaya olan ilgidir.
E: Kişinin kendi cinsel kimliğini keşfedebilmesidir.
E: Karşıt cinslerin birbirlerinin bedenlerine haz duyması, cinsel anlamda o bedeni istemesidir.
E: Kendisini ileride tanımlarken kullanacağı cinsel rol model seçimi ve bu role uygun seksüel ilgi.
E: Eşcinsellik. Farklı cinse (kendinden farklı) özenme, yönelme.
E: Cinsel yönelim kavramı, karşı cinsten çok hemcinsine eğilimli olmak demektir.
E: Ahlaksızlık olarak değerlendirenler var. Bunun olması cinsel yönelimde aşırıya kaçılmasıyla olur.
E: Cinsel yönelim bence dahil olduğu cinsiyetten daha çok karşı cinsiyete ilgi duyan, fiziksel yapısıyla da karşı cinse benzemeye çalışan psikolojik sorunlu kişilerdir..
K: Hiçbir anlama gelmiyor.
K: Kalbinin atması sonucu karşındakini de kendini de bedenen uygun bulma.
E: Cinsel yönelim gençlerin ve bireylerin bu konu hakkındaki görüşleridir.
K: Cinse yönelim, karşı cinse karşı zaafının bulunması.
E: Avını gören aslan misali amacına ulaşmak için elinden geleni yapmaktır.
K: Özgüven.
E: Çoğunlukla talep edilen cins.
E: Üreme bazında, uyuma dayalı yaklaşımlar bütünü.
E: İnsan iradesidir.
E: Kişi bireyselliğinin, genel toplumsal yargılara karşı yapmış olduğu bir zaferdir.
E: Cinsel yönelim, erk olanın kavramsallaştırılmasıdır. Benim cinsel yönelimim değil, toplumsal ve bireysel cinselliğim var.
K: Özgürlüktür.

protokol: noninvaziv

üstümüze yapışan çilingir arzularla dingince ve dik durarak ki dayayamasınlar duvarlara
istanbul'da çok etik, çok sarmaşıklı sanrılarla, içi güzel adalarla
ve belki gerçekleşebiliriz, sev-iş sendikasına halüsinasyonlar yazabiliriz
bir yerlerde bol kahve, bol sigara içerken, ironiyi bedenlerimizde kara çikolatalarla besleyebiliriz
ve kabarmış, şişmiş damarlarımızla pullu derilerimizi takas edebiliriz

jile yerine kara bir pantolonla anlaşabiliriz bulutları görmek için kadıköy'de
ve içinde beyazlı siyahlı bir kaplan gizleyen kedi ile.
seri cinayet panterimizi bulmuş olabiliriz
içi kan..

(candy'lik ve candy'lik duygusunun gelişinde zaman ve mekanda dağınık bütünleşmeye arzulu
deneyimlerimiz: kan akışı içinde youmak(çoğul) nesne devamlılığının şatoya doğru giden
milyarlarca merdivenlerinde avuç içlerim varoluşsal etiyolojimle cinsiyetsizliğine tutunmam
ve sembolik anlatım yolum olan “çalma” davranışım: jile.)

ellere ve ayaklara geçirilebilecek denli seni ele geçirmek istediğime inanma, o ben değilim!
bacaklarımı eklemlerimden kıvırarak göğgsüne yaslayıp
ve ardımı dönerek sana aynadan yansıyıp
terli burnumu gamzelerinde gezintiye çıkararak cinayete ortak olabilirim
alnı açık cinsel karmaşa sanatçısının gözlerine sürme çektikçe
“ellerini tutup öpebilirim bordo ojelerinle
ellerin büyü, koklayabilirim pa ile..”

çok oyunlu senaryolarla, fetişlerle, arzu yüklü avangardlar..
aşırı uç kahveden olacak ölümüm
bir de uyanırken yaşadığın maniden

(dudaklarının kucaklayıcı, kavrayıcı, kapsayıcı hallerine sözlerimi konduruyorum
bir de dilinin.. kapsayan nesne ve nesnel nesne: ikili ilgi basamağı(çoğul)
candy'liğimin yalnız kalabilme kapasitesinde aksiyonsuzluk potansiyelimle
dış uyaranlarla bölünemez tinsel deneyimlerim ve düşlerim..)

ondan sonraki sayı bundan sonraki an
bir ve bir döne dolaşa kucaklaşarak iki noktaların bulaşıcılığıyla
çok saçlarım alnının sınırını çizecek
avucumu öpeceksin en tehlikelisi
bir de göbeğimden öpeceksin müftülere inat
ve kapıda çöküp, dizlerime sarılmanın mümkünatı ile burnumdan öpeceksin, kedi..

(tüm güçlülük duygumun haritasıyla yanılgılarımın fay hatlarını aşamalandırıyoruz
içimin zorluklarının gerçeklik algısı, tırtıklı: aşırı elektriklenme-yüklenme-boşalım(çoğul)
yineleyen biçimde candy'mden memnun, yinelenen biçimde candy'me yabancı.. candy'liğimizin
acıkan büyülü ıslak memeleri..)

devlet dersinden izinsiz çıkacağız el ele
“burjuvazinin gizemli çekiciliği”nde tek seferde içip martinilerimizi
boş bir sınıfta tebeşir tozu sürüneceğiz, sürtüneceğiz
kokumuzun atmosfere yaydığı ısı ile erimeyi sürdüren devlet 1000a'sında
küçük ayaklarımla tebeşir dolu izler bırakacağım sana
ve parmak uçlarımdan akan minik, sarı nemli notlar
kopçalanmaya direnen akşam üstü birasının dudaklarıyla..

evren evrim önal & i.m.

Biraz Ben Harper Dinleyelim.

Uçurumun dibinde gaza basmadan hemen önce…

Yine her zamanki gibi uyandığını anlattı. Sabahın altı buçuğunda kapısının tıklandığını… Dışarıya
dalmış gitmişti bunları anlatırken. Garson üçüncü biraları getirirken henüz sabahın on biriydi.

-Yani biliyorsun benim de normal insanlar gibi bir hayatım olabilirdi.

Bıyıklarından beyaz köpükleri elinin tersiyle sildi. “Hayata bak!”
Bu gibi durumlarda birinin gelip enkazı toparlaması, ortalığı derleyip düzenlemesi gerekirdi.

-Acı tabii, deyiverdim.
-Acı yok Rocky, acı yok!

Bu haldeyken bile güldürebildiğine şaşıyordum. Çocukluk arkadaşıydık. Yirmi beş yıl belki daha fazlasını devirmiştik. Çapkınlıklarımız, kavgalarımız, pankartlarımız olmuştu. Şimdiyse göz kenarlarımızdaki çizgilerin olgunluğunu taşımak zorundaydık.

-Yaşlanıyoruz moruk, hayat böyle bohem geçmez. İstersen birkaç kız bulalım biraz kafamız dağılsın.
-Bak sana işin ayrıntısını anlatayım. Sabah annem kapıya dayandı. Daha iki haftadan beri bende kalıyor.
Ve her şeyin amına koydu.
-Kadın hasta ama…
-Kırk beş yaşındayım, kırk bir yıldır aynı hastalığı çekiyorum. Her sabah birinin kapıyı tıklattığını düşün?
Kırk bir yıl diyorum sana. Manowar dinleyen ben döndüm Bergen’e, Azer Bülbül’e!
-N’apıcan atsan atılmaz satsan satılmaz. Ana bu!
-He yavrum he. Düşler Sovyetler Birliği yaşadığımız Yozgat amına koyayım.
-Dördüncüleri söylüyorum.
Kafasını sallayıp kalan birasını fondipledikten sonra, Bergen harika acılar çekmiş ama.

Ne zaman tanıştığımızı hatırlamıyorum, üniversite eylemlerinde olmalıydı. Sıkı dayak yiyorduk devletten. Bir eyleme gidiyorsak diğerinde yaralarımızın geçmesini bekliyorduk. Sene doksanlar falan, Kahrolsun YÖK pankartlarının altında serinlediğimiz yıllar. Kardeş kardeşe yaşamayı düşünüyoruz, genciz ve tek kapitalimiz ailemizin gönderdiği harçlık. Bir yandan duvarlara yazı yazıyorum diğer yandan Perihan’ı düşünüyorum. İşte böyle Türk filmi kıvamındayız. Başımız belli de sonumuz hep efkar, hüzün ve böyle bitmemeliydi civarında kurulan cümleler kadar hazin. Kör topal yaklaştığımız son yani ölüm şu an tek istediğimiz şey.

Karşımdaki adamın annesi şizofren. Hayat bazılarımız için elektrik kesintisi gibi bir şey. Dünyada iyi
insan olmak, kötülüğün varlık amacını değiştirmediği gibi elektrik faturasını da ödemiyor. Bu kadar net! Ama arkadaşım boktan işler yapsa da iyi sayılır. Kuşkusuz “kiralık katilden az kullanılmış Glock” ilanı gibi ironik hepimizin hayatı.

-Şizofreniden emekli olunamıyor biliyorsun değil mi?
-Biliyorum. Kronik.
-Bırak bu laboratuar ağızlarını, sen iktisatçısın!
-(…)
Beyaz gömleği ve kolasız manşetleriyle garson suladı bizi.
-Bira suskunluğa iyi gelir, içelim.
Kadıköy’deyiz. Hep olduğumuz yerde buranın adı martı meyhanesi. Rıhtımın hemen karşısında, oturduğumuz yerden kamyon yükü insan geçer, her biri başka yerlere doğru yetişmeye çalışır. Bir heyula bir karmaşa sanki ‘durmak’ icat edilmemiş gibi bir çağ. Her şeyin hızlısı makbul. Bunu aklımıza kim soktuysa çıkmıyor bir an bile. Düşüncenin hızlısı, garsonun hızlısı, bilgisayarın hızlısı…Bi “Nostaljinizi en son ne zaman upgrade ettiniz?” reklamlarımız eksik sanki.
-Perihan nasıl?
-Elbiseli ve üzgün.
-Düzeltemedin be oğlum şu karınla aranı.
Arjantin bardaklar doldukça teselli sırası değişiyor. İkimizde farkındayız salak değiliz Das Capital
okuduk ulan!
-Yine o boku yemedin inşallah!
-Perihan’la doktora gidiyorum. Sinirimi kontrol etmem için ilaç yazdı, onları yutuyorum. Bir de içkiyi
bırakmam gerekiyor çünkü tetikliyormuş.
-Perihan iyi kızdır. Severim biliyorsun. Dövme o kadını. Şarjöre basar gibi üç kelime etti ve tuvalete gitti. Sürekli mide bulantısıyla yaşamaya çalışmak gibi bir şey. İstatiksel olarak üç kuruşluk hayatta beş liralık yaşıyor gibiyim, gibiyiz. Ayrıca çan eğrisinin de ta amına koyayım.
Masanın kenarından birkaç peçete alıp ellerini kuruttu.
-Bak biliyorsun zamanında aynı boku ben de yedim. Kendini kötü hissetmen çok normal, Perihan’da
kendine biraz çeki düzen versin diye düşünebilirsin. Fakat böyle düşünme.
-Terapide miyiz Cevat!
-Haklısın, içelim.
-Hem Mine teyzeyi konuşuyorduk. Hangi ara konu bana Perihan’a geldi?
-Biz doğduğumuzda biri ateş etmiş ve gitmiş gibi hissediyorum. Sürekli kan kaybederek yaşıyor olduğumuza inanıyorum. Katılıyor musun?
-Evet.
-Katılacan tabi olum eşek osurmuyo. Bu yüzden acı çekenler birbirinin kardeşidir diyorum. Kan bağı
diye soracak olursan, kan değil ama aynı kurşunun yarasıyız biz. Ölene kadar kanayacağız. Başımızdaki dertler bizi işte hep Nietzsche edecek. Naçizane görüşüm bu.
-Saat kaç?

-Bire geliyor.
-Bak insanlar bu saatte plazalardan çıkıp yemeğe gidiyor. Tombullar salatalık, cılızlar adana dürüm
yiyor. Ben neyi düşünüyorum peki?
-(…)
-Annemin Akineton saatini. İşin özü şu ki; artık yaşamak istemiyorum. Bunu en iyi senin anlayacağını düşünüyorum yoldaş. Şimdi buradan geçmişe bakıp keşke Küçükbakkalköy’de koyduğumuz korsanda Hüseyin değil de ben ölseydim. Küçükken benim kırmadığım bir vazoyu ömür boyu tamir etmek için yaşıyor gibi hissediyorum. Bu iş ciddi Cengiz’im. Ölüm, ölene kadar hissettiklerinle alakalı. O geldiği zaman tanrı güzel şarkılar çalıyor olmalı. Hep Bergen hep Bergen değil hayat, biraz Ben Harper’da olmalı. Ne bileyim hep Türkiye değil de biraz da Miami istiyorum.
-Ardında bırakacakların peki?
-Bırakmak istemiyorum. Bunun için cinnet getiren insanlar var. Karısını, çocuğunu kesip intihar edenler. Ama ben kendi ormanımın hayvanıyım! Cinnet getirenler bu ormanda sırtlanlardır, ben filim. Sırtlanların amına koyayım. Ama bu bir tercih Cengiz’im.
-Benden ne istiyorsun?
-Sadece ufak bir rica. Araba kullanmayı öğret, hemen şimdi. Hesabı ödeyeyim kalkalım. Karacaahmet’in yan sokakları hep boş biliyorsun. Orada bir iki tur, hemen kaparım.

Hesabı kapattık. Karacaahmet değil Moda’dan denize bakan bir yokuşun başındayız. Uçurum bile
olamamış bir yükseklik, yerçekiminin istatiksel ayrıntıları, Perihan, annem ve motorun karanlık gücünün sesi.
-Eskiden Marlboro içerdim şimdi tütüne dönmüş gibi hissediyorum.
-Dönmek mi Allah korusun!
-Annem Akineton’unu kendi içmeli artık. Perihan iyi kızdı.
-Perihan bana çok kızdı. Bas şu gaza yeter artık!

İnan Ulaş Arslanboğan


X Hareketi

X Hareketi bir programa ve tüzüğe sahip olmaksızın, üyelik, disiplin, yemin, vaat vb. bağlayıcı ve
sınırlayıcı kavram ve uygulamaları içermeden, zamana ve coğrafi konuma bağlı kalmadan, dünyadaki
tüm insanları onların kendi imkanları ölçüsünde etkin kılmaya çalışır. Bir insanın kendini bu hareketin içinde görmesi ve bunu ifade etmesi başlıca etkinliktir.

Kendini herhangi bir ideolojinin tarafı olarak gören veya görmeyen, herhangi bir partiye üye olan veya olmayan her yaştan bütün insanlar, kategorileştirmeksizin bu oluşumun bir parçası ve aynı zamanda onun kurucu iradesidir. Burada söz konusu olan ilkelerdir:

1. X Hareketi, ortaya çıkmasına yani var olmasına sebep olan koşulların ortadan kalkması için
çalışır, varlık amacı kendi varlığına son vermektir.

2. Yazılı olan ve olmayan tarih bize göstermiştir ki bütün dinler insanlar arası ilişkileri düzenlemek
için geliştirilmişlerdir. İnsan toplulukları kendilerini nasıl yöneteceklerine dair kuralları geliştirirken,
gerek dünyevi gerek uhrevi olsun ödül ve ceza kavramlarını düzenlemenin ilk sırasına koymuştur.
Herhangi bir dinin olmadığı bir toplumda da geçerli olabilecek bu kavramlar toplulukların tüm günlük faaliyetlerini belirler olmuştur. Cezadan korkmak veya ödülü istemek dünyanın her yerinde ve bütün toplumlarda binlerce yıldır güncelliğini koruyan bir durum olduğuna göre, bunun belirli bir dinle ilgisi yoktur. X Hareketi ilke olarak bütün dinlerin ortak hareketidir.

3. Yazılı olan ve olmayan tarih bize göstermiştir ki “ulus” insanlık için çok yeni bir kavramdır.
İnsanlık binlerce yılda ulus nedir bilmeden üretim ve bölüşüm süreçlerinden geçmiştir fakat sermaye
birikimine bağlı olarak ortaya çıkan ve gelişen kapitalizm kan, ırk, soy, tarih, dil, kültür, din, coğrafya vb. kavramsal araçlarla dünyayı uluslara ayırmış ve finans kapitalin iktidarını güçlendirmiştir. Kendini neye göre tanımladığından bağımsız olarak ulusçular bölünmeyi kutsar ve akabinde ulusların eşitliğini veya eşitsizliğini savunur. “Ulus”, üzerine ne kadar ilerici tarihsel misyon yüklenirse yüklensin insanların eşitliğinin önünde bir engeldir. X Hareketi ilke olarak ulusların değil insanların eşitliğini, ulussuz bir dünyayı savunur.

4. Yazılı olan ve olmayan tarih bize göstermiştir ki insan topluluklarının kendilerini yönetmelerinin
tek aracı “devlet” değildir. Zamanda belirli bir anda ve belli bir coğrafyada bir devletten bahsediyorsak eğer bu aynı anda başka bir coğrafyada başka bir devletin var olduğu anlamına gelir. Bir devlet kendi varlığını başka bir devletin varlığıyla açıklar ve meşruiyet sağlar. Düzen kurmanın tek aracı devlet değildir. Devlet farklılıkları korumanın ve geliştirmenin değil tek tipleşmenin aracıdır. X Hareketi ilke olarak devletsiz bir dünyayı savunur ve bütün olası geçiş aşamalarını tartışılabilir kabul eder.

5. İnsanın temel faaliyeti üretimdir. İnsanlar birbirlerinin ihtiyaç duydukları “şey”leri üretir, dolayısıyla toplumsal üretime katılan insanlar kendi ihtiyaçlarını üretmek için üretim sürecinin içindedirler. Şeyleri metalaştırmak insanın doğasında yoktur, insanın doğasında yaşamak vardır. İnsanlık dünya çapında üretimi yani yaşamı planlayabileceği teknolojik seviyeye gelmiştir. İnsanlar, insanlığa fayda değil zarar verdiğini düşündükleri sektörleri kapatmalı ve ihtiyaçları temelinde dünya çapında örgütlenmiş, her bir bireyin içinde yer aldığı yeni bir üretim tarzını hayata geçirmelidir. X Hareketi bu olası yeni üretim tarzının tartışılacağı ve geliştirileceği platformların oluşması için imkanlar yaratır.

6. Kuruluş metni bütün dillere çevrilmelidir.


Volkan Burç

Fikirtepe

Haydarpaşa'dan evine mi döndün
oğlum!

orada raylara mı baktın,
orada ananı mı siktiler
orada karına tecavüz mü ettiler.
sonra karşıya mı geçtin
yarrak mı vardı karşıda
kan mı bastın vapura
fotoğraf mı çektin
otuz bir mi çektin
denize mi atladın
mendirekler götüne mi girdi de
geciktin!
buraya dön sikerim ecdadını!

Yeldeğirmeni diye bir şey var;
bilir haki okuyanlar
bilir istasyon soluyanlar
görmez, şahsi enkazlardan kurtulanlar
görmez onlar,
onları siktir et
bir sonraki durakta in
bir sonraki sevgilide in
bir sonraki cinnete gülümse
anlıyorsun. farkındasın,
farkındasın;
raylara rağmen raylarda olmanın

kanalizasyonlardan evine mi döndün
oğlum!

odan bombalanmış mıydı bulduğunda
yerinde miydi sikindirik kanepe
balkona mı çıktın sonra
yarrak mı vardı balkonda!
bira mı açtın
sigara mı yaktın/Yalvartır Otu
incitir kriz replikleriyle:
"bizi sikecekler oğlum"
seni araya kaynatacağız
seni ortamıza alacağız
götünden şırıngayla kan
alacağız
kan!

hadi davran kayıt cihazına
hadi davran adi serumlarına
bunlar önemli notalar
bunlar mühim enstrümanlar
es geçme,
es ver kendine;

Kadıköy, yalnızları, sever
Kadıköy yalnızları
İTER!
bilir Marmara' Denizine bakanlar
bilir, otel tepelerinden atlayanlar
görmez kağıt tabutlarla taşınanlar
bunlar önemli referanslar
akıllı ol ve
formanı giy, dışarısı serin!
sekiz sene penaltıları
üzer

bazen karanlığım
dahi yarasaları
formanı giy, dışarısı serin
dışarısı serin.

-üniformalara işe!

ters yöne girmiş bir araç gibiyim
-üniformalara işe!
otoparka çevrilmiş eski bir araziyim

-üniformalara işe!

elbette kaldırımdan yürümüyorum
-üniformalara işe!
gövdende eski bir batık gemiyim.

-üniformalara işe!

ne de olsa saygılı toprağım
ne de olsa kaliteli toprağım;
toprak,anı,hırs,aile,kafiye,toprak.
bunu sana söylemiştim:
-siklemeyeli yıllar oldu
dedem bana define haritası bırakmadı
gen haritası bıraktı!
risk haritası bıraktı!
deneysel sevmeler bıraktı
deney tüplerim götüne girsin!
sıvı alışverişine zam geldi,
alkol transferine zam, geldi
devlet baba götüne girsin!

devlet baba götüne girsin!

ağla, küfret, sus, saklan
durma
kayalara yaslan
kendine -derinleşmüsait
ol her nevi aparkata
müsait ol her numara krampona
saygılı ol
enjektörlere
saygılı ol
kroşelere
her yumruktan al nasibini
her kokudan al ederini
korkma!
dumanı bol bu coğrafyanın;
et kokmazsa, bina yıkılır
otopark içinde kalır
üzülme
ot içeriz, ağlarız
otoparklarda
deliririz
uçan tekmelere de poz veririz..
ayakkabılara kafa atarız.
endişelenme..
bunlar önemli spor olayları
bunlar yüzyılın müsabakaları
ölüsü bol bu antartikanın
yaşayanı dindar

antartika ananın amına girsin!

dip gürültüsü diye bir yer var burada
-sana her şeyimi vereceğim'le
başlıyor sokağı
ve lokomotifler perona yanaştı
ile devam ediyor
-ve lokomotifler peronda havaya uçtu
diye sona eriyor mahalledeki
demiryolu..

Söğütlüçeşme'den evine mi döndün
oğlum!
orada raylara mı baktın
orada, vızır vızır geçmekte olan
otobüs pencerelerine
sıkışmış insan kafalarına mı baktın!
orada ananı mı siktiler!
orada karına tecavüz mü ettiler
vagonlar götüne mi girdi de geciktin

buraya dön sikerim ecdadını!


Uluer Oksal Tiryaki 

Oy köleliğim - Hey koletiya min

Oy köleliğim, korunaklı bahçem
Kim demiş ki seni sevmiyorum diye
Öfkemi öldürdüm,sabıra yordum
Bir ağaç diktim bahçeye
Benim için öfkelensin, düşünsün diye.
Kaderim sensin az pişmiş bezelyem
Bir yüzüm kral,bir yüzüm köle…


Hey koletiya min, qesra min î bi ewle
Ki dibêje ez ji te hez nakim
Min hêrsa xwe kuşt bi navê sebrê
Û darek çand li qiraxek hewşê
Da kû ji dewsa min bifikire ,xwedî derkeve li hêrsê
Çarenûsa min tu ye baqila min a nîvkelî
Hêlek rûyê min hukumdar e,hêlek rûyê min koletî !


Mem Arat

AdıBatsın

"Geçen gün yine şiir yazıyorum
Ekip otosuna çekip dövdüler dizelerimi"

Sonunda geldi âmâ pornocu, yanında %8,5 alkollü kanayan zılgıt
Dünyada yerin yok ki bu neyin çabası, sefillik cabası
Yıldırım hızıyla nikâhlanmış azraille, yapcak cak cak cak bir şey yok
Bir maviyi dövmekten bahsediyor ve dilindeki irinle silahlanmış
Püskürüyor durmadan bahçe hortumu gibi çoğunlukla çamur
Odalar yalnızlıktan geberiyor, mevsim şimdi taş
Okey masaları bir mesih bekliyor pelerinli ve hilekâr
Çayhanelerde kurdeleli bahaneler hazırlanıyor
Aşkına bile tüp taktırmış, fazla yakmasın, ay sonu kederleri
Bir mahmur çocuğu olarak lojmanlarda sıkışık ve
Buz duvarlarda patlayan öksürük
Bir gün sen de sevişeceksin bir kazıkla, vakit daha muhallebi
Bir insana şarkılar yazdın, içinde paso para, cebinde ısırgan otları
Sen kusursuz bir hatasın tanrının açık hava müzesinde
Sen bir ilkbaharın bir türlü gelmeyişi
Sen ahşap pencereli göklerde tahtakurdu
Sen bir aşkın amortisi bile değilken
Lütfen
Bu dünyadan çek ellerini

Onur Sakarya