göğsüm sıkışmaktan
hoşlanıyor
sanki yağmur
sanki
solucanlar ve böcekler iş birliğinde bahçeyi terk ediyorlar
sanki kış
duvar ve
karabasan bana çalışıyor
rüyalar çok
orospu, az değil
ölecekmiş gibi
halleniyoruz, ben ve zaman
mezarmış gibi
yapıyor ev, kapı tabut
balkon
durmadan kendini aşağı atıyor
sessiz olun,
komşular duyacak
kedilerim
arkamdan terlik fırlatacak
içim dışıma
sarkıyor
ahatsız
sesleri var nesnelerin
-meselâ cam kırılması,
meselâ balon patlaması-
insanların da!
iklim sallamıyor,
İstanbul hiç
sanki durmadan
seyiren göz
-beni konuşuyorsunuz
biliyorum-
gözümün fırıldak
yerlerine asıyorum sizi
meydanlarımda
sallandırıyorum
göğümden bir
parça bile koklatmıyorum
çünkü ayrık
otlar çıkarken, üzüm asmada çürürken
kendimi
kediyle değiştim
sizden haz
etmiyorum
sizin bir
kokunuz var ki tam şehir
sarılışınız
gri
aşk insanın tükürme
hâli
yakışmadıklarımdan
kurtardığım yakam ve ben
benden göçen gök
korkunç yalnızız,
müthiş sanrılı ve hasta
o değil
de, kargaları neden kovaladınız?
Gökben derviş
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder