Tam suyun karaya dediği yere bak
Bulutun gökyüzüne
Kanadın havayı ilk kestiği
Işığın ilk dokunduğu
aynanın zamana
Belki de ilk yeşile
ilk infilak ki ona retinanda
kuşkusuz dün gibi sarı olacak belirmem
akşamüstü varılacak
büyük ağaçların oraya...
el sallanmış bir balkon sonrasının
ilk değdiği yerden geçiveren taşları
üstünü aldığın
tamamlanınca eksik saydığın
sana kalan perakende karaya
tedavülden kalkmış ömrünün.
dur orada bak oraya
yaslarken sırtını yavaşça sana yeni çağ..
böyle gürültülü müzemsi ne bileyim
semt çadır yokuş pazar yeri sanki
ya da kışın mavi
öğlen dörtte akşamın dokuzu gibi
akşamüstlerinin, koltuk altındaki mevsimlerin, kumların...
tam kenarında
ayak parmaklarının ucunda...
oraya özgü ağaçları belkili mimiklerinin
“camdan kalp umudu” derdi bir arkadaş
elle tutulur gibi ne güzel!
eski vitrinle taşınmış ama onlar...
Keşke küsseydik. Düşmezdik o vakit
Şimdi bu cam kırıklarının hepsi çocuk
Azer Mükerrem
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder